Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
1.51
1.93
60,759
Maruf BEÇENE

Aktüel Psikoloğunuz

Maruf BEÇENE

14 Ocak 2010
font boyutu küçülsün büyüsün


Psikologlar PDR’cilerden Ne istiyor?


Başlık bana ait değil. Bir ortamda bir arkadaşın sorduğu yarı şaka yarı sözel provokasyon içeren bir soruydu. Provokasyon derken gürültü koparma amaçlı bir tahrikten bahs etmiyorum. Lafın gelişi işte.

Her ne kadar latife amaçlı sorulan bir soru olsa da böyle bir tartışmanın olduğu gerçek. Aslında mesleğinin sınırlarını ve sorumluluklarını bilenler için çok anlamlı bir tartışma değil. Ama meslekte sorumluluk ve sınır anlayışı henüz oturmamış kesimlerde böyle bir tartışma var. Özellikle web ortamında ki paylaşım platformlarında soru cevap ve yorum şeklinde ifade alanı bulan bir tartışma.

Tartışmanın start noktası psikologların tepkisiyle başlıyor. Psikologlar, Psikolojik danışmanlık ve Rehberlik mezunlarının psikoterapi yapmalarından rahatsız olduklarını vurgularlar. Ayrıca bir çok ortamda PDR mezunlarının böyle bir yetki ve yeterliliğe sahip olmadıklarını ifade ederler. Psikolojik Danışmanlar ise Lisans eğitimini almış bir psikologun terapi yeterliliği var mıdır? Sorusuyla cevap verirler. Yasal yetki konusunda da yasal mevzuatın Psikolojik danışmanların terapi merkezi açmalarına engel olmadığını ifade ederler.  İşin doğrusu ise yüzlerce PDR mezununun danışmanlık şirketi açarak şu an terapi yaptıkları gerçeğidir. Tartışmanın bir başka boyutu ise; “Psikologların biz sağlık sınıfıyız PDR’ciler eğitim sınıfı… Bundan dolayı PDR’cilerin klinik vaka almamaları gerek.” değerlendirmesidir. 

Konu bu ve buna benzer tartışmalarla çeşitli alanlarda ifade olanağı buluyor. Konuyu daha güncel kılan ise Türk Psikologlar Derneği ile İŞKUR arasındaki bir tartışma oldu. İŞKUR Mesleklerin istihdam olanaklarıyla ilgili bir kaynak çalışmada PDR mezunlarının Psikolog olarak çalışabilecekleri bilgisine yer vermiş. Psikologlar derneği de bu duruma itiraz etmiş. İtiraz cevapsız kalınca Çalışma Bakanlığından Uzman görüşü istenmiş. Çalışma bakanlığı PDR mezunlarının psikolog olarak istihdam edilemeyeceklerini cevap yazısında belirtmiş.

Psikologlar derneğinin PDR bölümüne yaklaşımı çok müspet değil. Bölüme karşı mesafeli bir tavrı var. Yazılı bir kaynağa dayandırma şansımın olmadığı birkaç iddiadan bshs etmek istiyorum. Bunlar söylenti yanlışsa dernekten düzeltme yazısına açık olduğumuzu belirtmek isterim.

Psikologlar derneği İstanbul Üniversitesi PDR bölümünü WİSC R dersini son sınıfta verdiği için mahkemeye vermiş. Bu test psikologlar derneğinin telifinde bir test. Bununla beraber dernek PDR mezunu olan öğrencileri bu testin eğitimine almıyor. Bir Psikolojik danışmanın WISC R testini dernekten alma şansı yok. Testin eğitimi için psikoloji mezunu olma şartı koşuyor.

Psikologlar derneği, mensuplarının sorumluluk alanlarına başka meslek gruplarının dahil olmaması adına kendi içinde tutarlı bir tavır sergiliyor olabilir. Ancak YÖRET yada Türk PDR Derneği gibi kurumlar da kendi mensuplarının mesleki sorumluluk alanlarına başka meslek gruplarını sokmama girişimde bulunmak adına, mahkemeye başvurarak Okulların Rehberlik servislerinde Rehber Öğretmen olarak çalışan psikologların PDR yeterliliğine sahip olmadıkları ve Rehber Öğretmen unvanı alamayacakları iddiasıyla girişimde bulunabilirler. Yetersizlik gerekçesiyle Rehber Öğretmenlik ile ilişkilerinin kesilmesini talep edebilirler.

Bir tartışma karşıt tartışmayı, bir girişim karşıt girişimi doğurur. Psikologlar derneğinin dışlayıcı tutumu devam ederse bu mesleki paslaşma yerine mesleki çatışma yada karşıt dışlamayı doğurur. PDR mezunları da psikolog antipatisiyle hareket ederek yetersiz kaldıkları vakaları psikiyatra yönlendirebilir. PDR ve Psikoloji birbirine yakın iki alandır. Psikoloji her iki alanı kapsar. Olması gereken şudur. Bu iki bölümden mezun olan kişilerin yüksek lisans ve doktora ile kalıcı unvan edinmeleridir. PDR mezunu olan birinin klinik psikolojide master yapıp klinik psikolog unvanı almasının mesleki etik ve yeterlilik açısından bir sakıncasının olmaması gerekir. Ki pratik açıdan bir sakıncası da yoktur. Dışlayıcı tavır bilimsel temelden beslenmiyor. Bu tutum sadece bir derneğin çizdiği sübjektif sınırlayıcılıktır. Burada bir etik ihlal yoktur olmaması da gerekir. Çünkü eğitim psikolojisi psikolojinin en yaygın ve geniş alanıdır. Lisans eğitimini bu alanda yapmış olmak klinik vakalara müdahale edecek üst basamaklarda eğitim almaya engel teşkil etmez. Sonuçta asgari temel her iki alanda benzer içerikler ihtiva eder.

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun olanların unvanı rehber öğretmen değil. PDR mezunlarının unvanı Psikolojik Danışmandır. Rehber Öğretmenlik ise bir kadrodur. Bu kadroya PDR mezunları öncelikli olarak atanır.

Sen PDR mezunusun terapi yapamazsın anlayışı ne hukuki bir geçerliliğe sahiptir ne de etik bir zenime dayanır. Tamamen sorumluk ve sınırlılık anlayışının netlik kazanmamasıyla ilgili bir sorundur.

Bu anlamda ruh sağlığı ile ilgili sivil toplum kuruluşlarının daha yapıcı ve daha içerikli bir tutum sergilemesi oldukça önemli olan bu iki alanın zorunlu işbirliği ilişkisine katkı sunar.

Bu iki alanda bir hiyerarşi yoktur. Bir bölüm diğerinden daha geniş yeterliliğe sahip değildir. Konuya başlarken bir soruyla konunun açıldığını ifade etmiştim. Burada konuşulan içeriğin benzeri şeyler tartışıldı. Sonra Ruh sağlığına içeriksel açıdan ilgi duyan alan dışı birisi şöyle bir tespit yaptı:

“Psikologların çoğu psikiyatrların yanında yardımcı eleman gibi çalışır. Yardımcı uzman ilişkisi psikiyatri ile psikologlar arasında bir hiyerarşi oluşturmuş. Psikologların çalışma hayatında oluşan bu ilişki psikiyatri uzmanına karşı psikologlarda yetersizlik kompleksine neden olmuş olabilir. Orada oluşan kompleks PDR mezunlarına kanalize ediliyor olabilir mi? Freud babanın deyimiyle otoriteye karşı gelişmiş bir kompleks bu. Otorite psikiyatrdır. Psikiyatr mesleki yaşamda bastırılmış baba imgesine denk düşer. Sizin kadar bilgim olmasa da ben böyle bir ilişki kurdum” dedi.

Olabilir diyenler oldu. Ancak ben bu düşünceye katılmadığımı ifade ettim. Çünkü ruh sağlığı profesyoneli olan bir kişi meslekte sorumluluk ve sınırlılık anlayışını pratik yaşamda uygulayan biridir. Aynı zamanda Dinamik terapinin otorite ve kompleks ilişkilendirmesini iç dünyasında çözmüş kişidir.

Bu konuya benzer bir içerik muhteva eden “Psikoloji Ve Pdr Bölümü Arasındaki Farklılıklar” başlıklı bir çalışma yayımlamıştım. Bu da benim iki alan konusunda ki kişisel bakışımı yansıtıyor. Merak edenler için paylaşmak istedim.

Saygı ve selamlar…



Aktüel Psikoloji






Bu yazı 4,269 defa okundu.




yorumlayorum ekle




Yorumlar (15)
  • Psikolog Bey / 20 Ağustos 2010 11:47

    Rehberlikçiler Dikkatli Okusun

    "psikologlar kamuoyuna


    ülkemiz üniversitelerinin “psikoloji” bölümleri ile pdr (“psikolojik danışmanlık ve rehberlik” veya “rehberlik ve psikolojik danışmanlık”) bölümleri arasındaki ilişkiler yakın bir gelecekte bir sorun yumağı olmaya doğru gitmektedir ve bunun ön işaretleri bugünden kendini göstermektedir.

    2000’li yılların başlarında bazı üniversitelerin pdr bölümlerinin kendi bölümlerinden mezun olanlara ‘psikolojik danışman’ unvanı verilmesi yönündeki talepleri, psikoloji bölümlerinin de karşı çıkması üzerine yüksek öğretim kurulu ve üniversitelerarası kurul nezdinde kabul görmemişti ve bu doğrultudaki talepler gündemden kalkmıştı. ancak bu bölümlerde lisans veya lisans-üstü düzeyde eğitim görmüş bazı mezunların ya da görmekte olan bazı öğrencilerin bu unvanı açıkça kullandıkları gözlenmektedir. benzer şekilde, son günlerde pek çok meslektaşımıza ulaşan duyurulara göre, yakın bir zamanda üniversitelerimizden birisinde pdr bölümünün sorumluluğunda bir ‘psikolojik danışmanlık kongresi’ düzenlendiği de görülmektedir. sanki psikolojik danışma ve rehberlik alanında eğitim alan veya çalışanlarda ‘rehberlik’i atıp psikolojiye daha fazla yakınlaşma gibi bir eğilim var. bu tür unvan kullanımları, bilinçli olsun ya da olmasın, psikologların diğer bilim ya da meslek alanlarıyla sınırlarının ihlal edilip edilmediği sorusunu akla getirmektedir. ülkemizde psikologluk eğitimi ve mesleğini, bir yandan dünya ve ab standartlarına göre yapılandırma çabaları sürerken, diğer yandan komşu alanlara karşı kendini savunma durumunda kalınması gerçekten üzücü bir durumdur.

    şurası açık ki eğitim fakültelerinin psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü mezunlarına “psikolojik danışman” unvanı verilmesi, dünyadaki ve ülkemizdeki mesleki ve akademik örgütlenme esaslarına aykırı görünmektedir. zira “psikolojik danışman” unvanı, psikolojik meslekler sınıfına girmekte ve eğitim danışmanı ile “psikolog” unvanı arasındaki mesleki ve akademik ayrımları ortadan kaldırmaktadır.

    abd ve avrupa’nın pek çok ülkesinde psikologluk mesleğinin icrası ve psikolog unvanının kullanımı yasalarla düzenlenmektedir. bu yasaların tümü “psikolog” unvanının kazanılmasında ilk koşul olarak üniversitelerin psikoloji bölümlerinden formasyon almayı (lisans + lisans üstü eğitim) öngörmektedir. ülkemizde de 02.01.1984 tarihinde yök’ün aldığı bir kararla, psikolog unvanının ancak üniversitelerin edebiyat ve fen-edebiyat fakülteleri’nin psikoloji bölümlerinden mezun olanlara verilebileceği belirlenmiştir. söz konusu karar daha sonra 1985, 1988, 1989, 1990 ve 1991’de alınan yeni kararlarla da desteklenmiştir. ayrıca üniversitelerarası kurul’un 1990’da aldığı “psikolog” unvanını korumaya yönelik bir kararı mevcuttur. bu kararlar gerekli önkoşulları yerine getirmeden (ki bunun asgari koşulu yukarıda da belirtildiği gibi üniversitelerin psikoloji bölümlerinden mezun olmaktır) “psikolog” unvanı kullanmayı engelleyici hükümler içermektedir.

    bir psikologun “danışman psikolog”, “klinik psikolog”, “uzman psikolog” “sosyal psikolog” gibi unvanlar alması ise, dört yıllık temel eğitimin üzerine psikolojinin ilgili alt-uzmanlık alanlarında tamamladığı yüksek lisans ve/veya doktora eğitimi ardından elde edilebilmektedir.

    bilindiği üzere, bu konuyla ilgili olarak türk psikologlar derneği, psikologların eğitimi, uzmanlaşma ve çalışma alanlarının belirlenebilmesi için “meslek yasası” projesi oluşturmuştur. derneğimiz avrupa birliği’ndeki gelişme ve düzenlemelerle paralel olması amacıyla psikologlar derneği avrupa federasyonu (the european federation of psychologists’ association) ile başlattığı eşgüdüm sağlama girişimlerini sürdürmelidir. avrupa birliğindeki uygulamalarda hem psikoloji eğitimi ile eğitimde rehberlik ve danışmanlık eğitimi arasında, hem de mezunların unvan ve iş alanları arasında farklılıklar bulunmaktadır.

    psikolojik danışmanlık ve rehberlik, temelde eğitim alanındaki davranışlarla ilgilenen bir araştırma ve uzmanlık alanı olarak tanımlanmıştır. rehberlik ve danışmanlık bölümlerinden mezun olan kişiler, eğitim kurumlarında örneğin rehber öğretmenlik, eğitim danışmanlığı gibi görevleri yerine getirecek donanıma sahiptirler ve nitekim halen de bu tür unvanlar altında çalışmaktadırlar. öte yandan ülkemizde üniversitelerarası kurul da doçentlik alanları içerisinde psikoloji bilimini sosyal, beşeri ve idari bilimler temel alanında tanımlarken, rehberlik ve psikolojik danışmanlık bilimini eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme temel alanı içersinde tanımlamaktadır.

    dolayısıyla eğitim fakültelerinin rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümlerinde 4 yıllık lisans eğitimlerini tamamlayan kişilerin, “psikolojik danışman” gibi psikoloji yüksek lisansı sonrası elde edilebilecek bir unvana sahip olmaları yukarıda sayılan gerekçelere aykırıdır. ‘danışman psikolog’ ile büyük ölçüde örtüşen “psikolojik danışman” unvanını kullanacak olan bir kişi, temel psikoloji eğitiminin üzerine uzmanlık eğitimi almış bir kişiye göndermektedir. ‘esasen psikolojik danışmanlık, insan davranışlarının olduğu her alanda yürütülebilecek bir işlev ya da görevdir. daha açık bir ifadeyle, bizim de dahil olmak istediğimiz batı dünyasında psikolojik danışmanlar, endüstri, sağlık, eğitim, sosyal yaşam gibi alanlarda ve işletmeler, hastaneler, okullar ve sosyal hizmet merkezleri, rehabilitasyon ve readaptasyon merkezlerinde, ıslahevleri ve huzur evleri gibi kurumlarda görev yapmaktadırlar. psikoloji bölüm mezunları, lisans eğitimleri üstüne bu alanlarda en az yüksek lisans düzeyinde bir uzmanlık eğitimi alarak çalışma hakkını elde etmektedirler. eğitim fakültelerinin çeşitli alanlarında uzmanlık kazananların ise ‘pedagojik danışman’, ‘eğitim danışmanı’ (educational counselor, conseiller pedagogique) gibi unvanlar altında çalıştığı görülmektedir. bu nedenle, rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümlerinden mezun olan kişilerin “eğitimde rehberlik, eğitimde danışmanlığın” vurgulandığı unvanlar dışında “psikolojik danışman, danışman psikolog, psikolog” gibi unvanları kullanmaları sakıncalı görünmektedir.

    eğitim fakülteleri’nin ‘rehberlik ve psikolojik danışmanlık’ bölüm veya anabilim dallarının ders programlarında, pek çok psikoloji dersinin yer alması ve bu programların psikoloji bölümlerinin programlarına benzemesi ya da benzetilmesi, haklı bir gerekçe olamaz. pdr bölümleri ‘psikolojik danışman’lar yetiştirmek” iddiasıyla ortaya çıktığında, şu soruyu sormak gerekir: yüksek öğretim yasası, isabetli bir sınırlamayla, aynı üniversitede aynı değerde iki programın bulunmasına, bir başka deyişle aynı üniversitede iki farklı birimin aynı formasyon ve diplomayı vermesine izin vermemektedir. bu açıdan pdr ve psikoloji bölümlerinin aynı eğitim öğretim programını izleme iddiaları, bu tür bir durum varit de olsa, ne akademik etik, ne de mevzuat bakımından geçerli bir dayanak oluşturmamaktadır

    üniversite eğitiminde, çeşitli uzmanlık konularının, ilke olarak, bu uzmanlık alanlarından gelen kişiler tarafından okutulması gerekir; örneğin bir tıp dersi tıp formasyonu; bir mühendislik dersi mühendislik formasyonu almış öğretim üyeleri tarafından verilmelidir. danışmanlık niteliğindeki meslekî hizmetlerin verilmesinde de, formasyon ve unvan ilişkisine riayet edilmelidir; örneğin pratikte sağlık danışmanlığını tıp eğitimi almayan birinin vermesi yasal olarak mümkün değildir. aynı şekilde ‘hukuk danışmanlığı’nı da hukuk formasyonu olmayan birinin vermesi ve resmen ‘hukuk danışmanı’ titrini alması düşünülemez.

    bu gelişmeler karşısında, gerilimi tırmandırmadan, iki alanı çatışma içine sürüklemeden ve hatta onlarla işbirliği yaparak sorunu kalıcı bir biçimde çözmek ve bir takım seçenek çözümler geliştirmek yararlı olacaktır. örneğin;

    • eğitim fakülteleri’nin söz konusu bölümlerinin programları, asıl işlevleri olan ‘pedagojik rehberlik’ yönünde yeniden düzenlenebilir. bu çerçevede söz konusu bölümlerin adındaki ‘psikolojik’ sıfatının tümüyle kaldırılması ve bu bölümlerin isimlerinin ‘eğitimde rehberlik ve danışmanlık’ veya ‘pedagojik danışmanlık’ gibi bir şekil alması düşünülebilir.

    • psikolojik danışmanlık bilim alanının, psikolojinin bir uzmanlık alanı olduğu dikkate alınarak, eğer ihtiyaç varsa psikoloji bölümlerine ‘psikolojik danışmanlık’ adıyla yeni bir anabilim dalı açılması ve eğitim fakültelerindeki pdr anabilim dallarının psikoloji bölümlerine entegre edilmesi düşünülebilir, vb, vb, vb.

    sorunun büyüyebileceğini düşündüren ve dikkati çekmek istediğim son bir husus da bugünlerde ortaya çıktı. bir süreden beri talim terbiye kurulunun özel öğretim kurumlarında çalışacak personelin niteliği konusundaki çalışmalarının, psikologların çalışma alanlarını sınırlandıran bir kararla sonuçlandığı görülüyor. bu karara atfen milli eğitim bakanlığı özel öğretim kurumları genel müdürlüğü tarafından valiliklere gönderilen 27 mart 2009 tarihli yazı, psikologları açıkça devre dışı bırakmaktadır. bu son gelişme nasıl yorumlanacak? eğitim fakültelerinin çeşitli bölümlerinden mezun olanların çalışma alanlarını giderek daha çok genişletme eğiliminde olduklarını ve bu sürecin, psikologların da aralarında bulunduğu diğer meslek alanlarının dışlanmasıyla sonuçlanacağını söylemek abartma olmayacaktır. belki de yanılıyorum ve boş yere kaygılanıyorum. ama böyle de olsa, gün geçtikçe mesleki sınırları belirsizleşen ve ilişkileri problematik bir hale gelen iki alanın ilişkilerinin en kısa zamanda rasyonel bir şekilde düzenlenmesi büyük önem arzetmektedir. özel öğretim kurumlarından psikologların dışlanması konusunda da tüm psikologlar olarak, derneğimizin öncülüğünde acil bir eylem planı (basın açıklamaları, bürokratik girişimler, demokratik tepkiler, vb) hazırlayıp harekete geçmemiz ve konuyu sürekli gündemde tutmamız gerektiğine inanıyorum.

    tüm meslektaşlarımın ve türk psikoloji derneğinin dikkatine sunulur.

    saygılarımla.



    prof. dr. nuri bilgin"
    http://psikolojiarsivi.blogspot.com/2010/08/psikologprofdrnuri-bilginden.html
  • hakan seven / 21 Mayıs 2010 09:55

    küçükler kavga ederken, büyükler ceplerini doldurur

    psikolog ve psikolojik danışmanlar o kadar küçük şeylerle uğraşıyorlar ki, saçma sapan bir şekilde birbirleriyle kavga ediyorlar. bu arada da psikiyatristler malı götürüyor. halbuki bu psikiyatrist sultasına karşı birlkikte hareket etmeleri gerekiyor.
    hatta siz kavga ederken sosyologlar, felsefeciler, edbiyatçılar da yer açıp danışmanlık, psikologluk yapıyorlar. psikoloji mezunları önce onlarla uğraşsın. ama uğraşmazlar. onların sayısı az. psikolojik danışmanların sayısı çok, ve psikologların pastası küçülür.
    çok saçma şeyler bunlar. birlik olun birlik. birbirinizi yediriyorlar size psikiyatristlere yarıyor yaptıklarınız.
  • filiz akmaz / 5 Mayıs 2010 12:16

    pdr'ci mi psikolog mu?

    bir tarafta 6 yıl tıp okumuş doktorlar bir tarafta 4 yıl eğitim fakültesini okumuş pdr mezunları....iki tarafı aynı keseye koymak mantıksız kesinlikle, TUS sınavını saymıyorum bile....
  • Princess / 29 Nisan 2010 15:19

    mantıklı olalım

    yorum yazan arkadaşlar psikoloji le pdr nin hala daha farkının farkında deqilsiniz.klinik açma qibi özellikler psikoloji mezunlarına aittir.psikoloji mezunları iki kelimeyi bir araya qetiremeyen insanlardır diyen yorumun sahibi.kaç psikoloq ile önyarqısız konusma sansına erişmiştir? herkes kendi alanına yoqunlaşsın.araştırma yapmak psikoloqların okullarda çalışmak pdrcilerin.bu tartışmalardan da anlaşılıyor ki pdrcilere çok iş düşüyor.üniversite öqrencilerini pdr yerine psikolojiye yöneltmeliler ki ileride kendileri qibi memnuniyetsizlik ve psikoloji bölüm mezunlarının yaptıklarına özentilik hissetmesinler.
  • F.GÜL YAPRAK / 27 Nisan 2010 16:52

    .......

    BENCE ARTIK BU TARTŞMALARA Bİ SON VERİLMELİ... Bİ ARKADAŞIMIZNDA YORUMUNDA DEDİĞİ GİBİ HALK PDR CİLERİ SEVDİ...VE BOLEDE DEVAM EDECEK.HERKES KENDİ MESLEĞİNİN SINIRLILIKLARINI BİLİYOR VE BUNU UYGULUYOR. KİMSENİN İŞİNİN KİMSENİN ELİNDEN ALINDIĞI YOK.. MANKENLER VE ÇOOK AYRI KULVARDAKİ ŞARKICILAR BİLE İŞ PAYLAŞIMI KONUŞUNDA BU KADAR ACIMASIZ KONUŞMUYORLAR. Kİ BİZLER PSİKOLJİ EĞİTİMİ ALAN İNSANLARIZ. BİRAZ DAHA MANTIKLI DÜŞÜNMEK GEREKİYOR...BİR ALT ÜST DAVASIDIR ALMIŞ GİDİYOR. ÖNEMLİ OLAN MESLEKTE KENDİNİ GELİŞTİRMEKTİR. BEN BİR PSİKOLOJİK DANIŞMAN ADAYI OLARAK BUNLARI SÖYLÜYORUM.UMARIM PSİKOLOJİ OKUYAN ARKADAŞLARIMDA BANA KATILIR... BİZ YENİ NESİL BU KONUDA DAHA ILMLIYIZ BU DÜŞÜNCELERİN DARISI SİZLERİN BAŞINA....
  • Ramiz Çalık / 26 Nisan 2010 16:27

    Anasının gözü psikologlar

    Psikologlar anasının gözüdür. Daha doğrusu psikoloji mezunları. Psikolojik danışmanlara mesafeli dururlar ama bir terapi merkezi açtıklarında da en etkili kitle için okulların rehberlik servislerine kağıt, broşür, kutlşama zarfı, kalemlik ve dandik eğitim teklifleri gönderirler... Ama artık psikolojik danışmanlar yemiyor bu tür 3. sınıf mesleki paslaşma taktiklerini. Psikolojik danışmanlar psikoloji mezunlarının alabileceği danışanları kendileri alırlar. Bu arada psikiyatr kopleksi süper bir tanım. Ayrıca o arkadaşın tespitide yerinde. Çünkü bu komplek psikoloji mezunlarının ruhuna işlediği gibi dillerinede yansımış. Ya insan medikal tanı almamış birine nasıl hasta der. Adam eşimle sorunlarım var destek alacam diyor. Psikolog arkasından bugün bir hasta aldım diyor. Aile terapisine ihtiyaç duyan nerde hasta olarak ifade edilebilir. Ama psikiyatr babaları hasta dediği için onlarda hasta diyor. Son bir değerlendirme: Bu sektörde en çok para kazanan psikiyatrlardır ama en çok memnuniyetsizlik yaratanda onlardır. Sonumuz hayrola.
  • ayla / 9 Nisan 2010 22:27

    hazım sorunu

    yıllardır bitmeyen bir hazım sorunu var ne yazık ki. Ülkemiz için ne yaparız demiyorlar da dernek başkanları, kimin elinden ne kaparız diye uğraşıyorlar. Tabi her davranışın bir de alt dinamiği var muhtemelen de anal dönemden kalma bir sadizm ya da oral dönemden kalma bir meme tutkusu olsa gerek :)
  • Ali Önder KAYA / 4 Nisan 2010 01:50

    Her hecesine katılıyorum

    Bu aralar bir çok mail grubunda bu ve benzeri tartışma devam ediyor, çok sağlıklı bir tespit ve güzel bir yazı, tebrikler.
  • Psikolojik danışman / 18 Mart 2010 16:05

    PDR in, Psikoloji out

    Psikoloji mezunları iki kelimeyi biraraya getiremeyen aciz, savunma mekanizmalarını fazlasıyla kullandıkları için gerçekliklerden uzaklaşmış, saldırgan bireyler...
    yorum yapan psikoloji mezunu kişiler ne kadar tehdit içerikli ve öfke yönelimli tutumlar da sergileseler dünyada psikoloji artık psikolojik danışma ve rehberliğe dönüşmeye başlamıştır. kendilerini paralasalar da boş...
    insanlar nazarında psikoloji mezunları yer bulmazken, pdr mezunları gönülleri fethetmişlerdir.
    yakın gelecekte psikologlar derneği Psikolojik danışma derneğinin alt birimi olacaktır. bunu hep birlikte göreceğiz.
  • hakan seven / 23 Şubat 2010 11:27

    pdr kapatılsın

    mesele pdr-psikoloji meselesi olmamalı. mesele hizmet kalitesi olmalı. ve bakınca da eğitim sistemindeki psikolojik hizmetlerde çok ciddi eksikler ve sıkıntılar var. ne olduklarını bilmeyen bir sürü pdr mezunu yetiştiriliyor. mesela bu yazıyı yazan pdr mezunu arkadaş da dahil buna. baksanıza pdr'ci demiş kendisine. pdr'ci de ne demek. kimisi rehber, kimisi danışman, kimisi rehber-danışman, kimisi rehberlikçi, kimisi psikolojik danışman, kimisi danışman psikolog, kimisi rehberlik uzmanı vb olarak takdim ediyor kendisini. en güzeli pdr bölümlerini kapatmak ve hepsini psikoloji olarak değiştirmek ve okullara da psikolog atamak. almanya örneğine bakarsak; orada ne pdr var, ne rehber öğretmen, ne de psikolojik danışman. adamlar okullara psikolog atıyor ve ünvanına da okul psikoloğu diyorlar ve okul psikologu ne derse o oluyor. bizdeki uygulama hiçbir ülkede yoktur sanırım. saçma bir tartışma da bitmiş olur böylece. herkesin ünvanı da eğitimi de bir olur. sen büyüksün ben seni yenerim muhabbetleri de biter bu şekilde.
  • İREM / 16 Şubat 2010 18:23

    ..

    sayın Furkanbey bana bahane bulıyorsunuz ama daha ayrı yazılan ki,de eklerını ve psikiyatri yazmayı bılmıyorsunuz ben o anda alttakı yorumun sınırıyle harf hatası yapmısım.ben pdrcilerin danısmanlık yapmasında bır sey qormuyorum sorun altta yorum yapan ınsanın psıkolojı mezunlarına mılletı somuruyorsunuz ısınızi elınızden alıcaz qıbı sacma laflar etmesı.sonucta madem bu kadar ıstıyor kişi pdr deqıl psıkolojı okusun ya da master yapsın doktora yapsın.pdr cilerin alanı bellı nıhayetınde.ofis açmak çok istiyorlarsa psıkolojı yazıcaklar tercıhlerıne.alan farkı yok ne de olsa.şu zamanda hersey ortada mezun olunca kısının neler yapabıldıqı de.4 yıl okuyup ben de psıkolojı mezununlarıyla aynı olmak ıstıyorum dıyen bırı pdr den mezun olduktan sonra bu sekılde ısınızı elınızden alıcaz falan hos seyler deqıl.sınav olsun vs daha mantıklı elbette.ama pdr ve psıkolojı yakın alanlar olmasının yanında bırbırınden farklı sonucta.psıkolojı pdr yı kapsıyor yazıda da anlatıldıqı qıbı.
  • Furkan SOYDAN / 16 Şubat 2010 11:57

    Gerçekler

    Dostum yazın için teşekkürler. Yazına yorum yaptıklarını zannedenlere bakıyorumda acil olarak iyi bir danışmana ihtiyaçlarını olduğunu düşünüyorum. Daha psikolog kelimesini yazmayı bile beceremeden yorum yapmaya kalkışan arkadaşa ise elimde olmadan gülüyorum. Dostum Öncelikle Psikoloji ve PDR derneğine öncülük edenlerin öncelikle egolarını bir tarafa bırakıp olaya bilimsel açıdan yaklaşmalılar. Ortak akılla ideale ulaşmak için realiteyi de gözardı etmeden mantklı bir çözüm bulmalılar. Ben naçizane fikrimi beyan istiyorum. PDR ve Psikoloji eğitimi alanların aralarında pek fark görmüyorum. Kendini yetiştiren öyle PDR ci arkadaşlar varki marka okullardan mezun psikologlara parmak ısırttırlar. Olay etiket ve marka olayı değil. Eğitim ve içerik olayıdır. Danışma yapmak büyük bir sorumluluktur. Sadece diplomayla danışma yapma hakkı elde etmek psikolojiye ihanettir. Bu konuda ortak bir otorite oluşturulmalı ve danışma yapmak isteyen arkadaşlar özel bir yeterlilik sınavına alınmalıdır. Bakın bakalım kaç tane psikoloji mezunu o yeterliliği alabilecek. Elbette o yeterliliği alan PDR mezunu arkadaşımıda tebrik ederim. Üstin DÖKMEN psikoloji eğitimini aldıktan sonra PDR eğitimide almıştır. Psikoloji mezunlarının böylesine çağ dışı bir bakış açısıyla PDR cileri kücümsemeye kalkışmaları egolarının ne kadar şiştiğini gösterir. Kaldıki psikayrinin hali dahada içler acısı. İyi bir danışmayla çözümlenebilicek bir çok hastaya ilaç yazıp gönderiyorlar. Elbette ilaçta gerekli ama devamında danışma vs hakgetire. Gelişmiş ülkelerde yeterliliğin kontrolü süreklidir. Bizde ise yeterlilik kontrölü başlamadı bile. Hala son derece geri bir zihniyetle etiket ve marka köleliği yapılıyor. Diploma eğitimi alınan alanın sadece ve sadece %10 nunu verir hadi %20 diyelim. Sen kendini geliştiremezsen Diplomanda uzman yazsa ne olur.Omzuna yaldızlı yıldızlar taksan ne olur. Ehhh olayın %80 ni lisans eğitiminden sonra başlıyorsa PDR yada Psikolojiden mezun olsan ne farkeder? Elbette önemli ama alınmamış dersler varsa o dersi alma şartı getirirsin olur biter. Yok sen daha küçüksün yok ben daha büyüğüm gibi 5 yaşındaki çocuklar gibi düşünüp birde bunları ifade etmenin kime ne yararı var. Vah benim ülkeme diyorum. Psikoloji kimlere kalmış. Dostum yazın için teşekkürler eline sağlık.
  • İrem ALTAN / 14 Şubat 2010 20:35

    yavas qell

    pdr cılerın alanı ne kı sen kımın elınden ısı alacaqını sanıorsun unıversıte okudun mu bılmıorum ama okuduysan o dıplomayı yırt at ! sömürü qörmemişsin sen be bu kafayla daha da sömürülürsün ! haddını bıl senın bölümün ne psikoloji ne mezun olduqunda pdrcıden baka bır sey olamıorsun madem cok terapi yapmak ıstıorsun psıkolojı okuyacaktın mesleqıme dılını uzatma haddını bıl !
  • İrem ALTAN / 14 Şubat 2010 20:27

    alla alla

    bu ne bıcım yorum boyle ! kımse psıkolokların ısını elınden falan alamaz pdr mezunu şahsıyet.sızın alanınız bellı YAPABILECEKLERINIZ bellı alanınızın sınırlarını bılın haddınızı de ! bızım qorduqumuz eqıtım ne sıznkı ne? bız kı 4.sınıfta PDR dıye ders alıorus sız neydenbahsedıorsunuz bole ya hayret bır seyy !!!
  • aslan kuzu / 15 Ocak 2010 14:22

    hadi canım sende

    sizinle tabi eşit değilpdr ciler siz kimsiniz milleti sömüren kişilersiniz. halk pdr cileri sevdi sizin ne olduğunuzu anlamaya başladı bu işinize gelmedi değil mi ama bizi yıldıramazsınız gümbür gümbür gelip işinizi elinizden alacağız







Sitemize Kayıt Olarak Güncel Eğitim Haberlerinin Size Gelmesini Sağlayın
E-Mailiniz

Anket

Kopya İddiaları Sonrası KPSS İptal Edilmeli mi?

  • Derhal İptal Edilmeli
  • Asla İptal Edilmemeli
  • Mahkeme Sonucu Beklenmeli
  • Kararsız



   [ sonuçlar için tıklayın ]

...



Eğitim Ekranı