Piyasalar

22 Kasım 2014, Cumartesi tsi
İstanbul 8.3°C Çok Bulutlu
REKLAM

En Sıcak Konular

Psk. Dan. Osman Hatun


Psk. Dan. Osman Hatun
16 Şubat 2012

Devlet kurumlarında Çalışan Psikolojik Danışmanların Yaşadığı Mesleki Güçlükler



DEVLET KURUMLARINDA ÇALIŞAN PSİKOLOJİK DANIŞMAN VE REHBER ÖĞRETMENLERİN YAŞADIĞI GÜÇLÜKLER


Özet


Bu çalışmanın amacı, psikolojik danışmanların, mesleklerini yürütürken karşılaştıkları sorunları belirlemek ve bu sorunları gidermeye yönelik çözüm önerileri sunmaktır. Araştırma verileri ilköğretim, lise ve Rehberlik Araştırma Merkezlerinde çalışan rehber öğretmenlerle yüz yüze görüşerek ve bu konuda yayınlanmış tez ve makaleler incelenerek elde edilmiştir. Veriler incelendiğinde, psikolojik danışmanların, okul yönetimi ile kendilerine gerekli araç gereçleri temin edilmesi ve çoğaltılması, görüşme için uygun mekânın sağlanması konularında sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Ayrıca, psikolojik danışmanlar, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin rehberlik ile ilgili bilgi ve anlayış eksikliği içinde olduklarını belirtmişlerdir. Bu araştırmanın sonucunda, psikolojik danışmanların sorunlarının giderilmesi için öncelikle okullarda yöneticiler, öğretmenler ve velilerin rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri konusunda bilgilendirilmesi ve gerekli rehberlik anlayışının kazandırılması gerektiği belirlenmiştir.

Anahtar Sözcükler: Psikolojik danışman, mesleki sorunlar.

Giriş


Bir Meslek Olarak Psikolojik Danışma ve Rehberlik


XXI. yüzyıl eğitim anlayışı, öğrencilerin birbirleri ile aynı olmadıklarını, her öğrencinin doğuştan getirdiği yetenek, ilgi ve kalıtsal özelliklerini kullanıp geliştirdiği çevre ortamlarının farklı olduğunu kabul etmektedir. Bunun yanında, sanayi devrimi ve hızla gelişen teknoloji ile birlikte toplumlardaki bilgi birikimi hızla artmış, toplumların gereksinim duydukları iş gücünün nitelik ve niceliği değişmiştir. Bu ve benzeri durumlara bağlı olarak geleneksel eğitim anlayışında değişmeler ve gelişmeler olmuştur. Toplumdaki işgücü gereksiniminin çeşitlenmesi ve bireyler arasındaki farklılıkların anlaşılması, işe göre birey ya da bireye göre iş kavramlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. İnsanların toplum gereksinimlerine göre yetenek ve ilgileri doğrultusunda eğitilmeleri düşüncesi eğitimin tarihsel gelişiminde önemli bir aşamadır (Hamamcı,ve arkadaşları., 2003:2).

Bu gelişmeler eğitim plânlamalarının, toplumların gereksinimleri doğrultusunda, öğrencilerin yetenekleri ve ilgileri dikkate alınarak yapılmasını sağlamıştır. Ancak çağdaş eğitim kurumlarında öğrencilerin istendik değişme ve gelişmeleri kazanabilmeleri için öğretim ve yönetim hizmetlerinin yanında “öğrenci kişilik hizmetleri” olarak adlandırılan; psikolojik danışma ve rehberlik, kayıt, kabul ve devam, yurt, kredi ve burs, sağlık, özel eğitim ve özel yetiştirme, sosyal çalışma ve sosyal yardım gibi alt gruplara ayrılan (Kepçeoğlu:1999:32) hizmetlerden de yararlanmaları gerekmektedir.

“Öğrenci Kişilik Hizmetleri”nin içersinde “Rehberlik ve Psikolojik Danışma” alanı önemli bir yer tutmaktadır. Günümüzde rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri modern eğitimin çok önemli bir parçası haline gelmiştir (Hamamcı,ve arkadaşları, 2003:2).

Duyan ve düşünen canlı bir varlık olarak insan, günlük yaşantısında birçok problemle karşılaşmaktadır. Bu problemler arasında aile içi, meslek içi, toplumsal ve bireysel sorunlar sayılabilir. Birey tüm bu problemlerle başa çıkmaya çalışırken aynı zamanda bazı tercihler yapmak, kararlar almak, yeni uyumlar sağlamak durumundadır.

Kişi sorunlarının bir çoğunu kendi imkanları ile uygun bir çözüme kavuşturabilir ama bazı sorunlar bireyi köşeye sıkıştırır. Bu durumda kişi ya problemin çeşitleri, yönleri hakkında yeterli bilgiye, gerekli tecrübeye ve moral gücüne sahip değildir ya da kendini iyi tanımamaktadır. Bu süreçte kişi bir uzmanın yardımına ihtiyaç duyacaktır (Hatunoğlu, 2006:334).

Hızlı toplumsal değişme ile çocuk ve gençlerin uyuşturucu, şiddete yönelme, evden kaçma, okul başarısızlığı ve okula devamsızlık gibi problemlerinde artma olmuştur. Çağdaş eğitim sisteminde, özellikle eğitim kurumunda psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerine duyulan gereksinim kaçınılmaz olmuştur (Ültanır, 2005:102).

Psikolojik Danışma ve Rehberlik bireye yardım etme sürecidir. Rehberlik yardımı psikolojik bir yardımdır; yol gösterme ,öğüt verme yardımı değildir. Bu süreçte hem yardım alan hem de yardımı eden önemlidir ve bunlar arasındaki ilişkinin istekliliği ve gönüllülüğü esas alınmalıdır. ( Kepçeoğlu,1992:9-10)

Rehberlik yardımı bireyi hedef alır, hizmetlerin merkezinde birey vardır. Okul ortamında rehberliğin ilgilendiği birey öğrencidir. Her öğrenci geliştirilebilecek kapasiteye ve değere sahiptir.

Rehberlik bilimsel ve profesyonel bir yardımdır. Rehberlik hizmetinin dayandığı bilimsel ilkeler ve yöntemler vardır. Rehberlik hizmeti bu alanda yetişmiş uzman kişilerce profesyonel düzeyde sunulmalıdır (Hatunoğlu, 2006:334).

Rehberliğin esası bireyin kendisini gerçekleştirmesine yardım etmektir. Kendini gerçekleştirme psikolojik danışma ve rehberlik yardımının tüm boyutlarını içine alır.( Kepçeoğlu,1992:9-10)

Türk Eğitim Sisteminde Psikolojik Danışma ve Rehberliğin Önemi


Ülkemizin gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda, okullarda alkol ve uyuşturucu kullanmaya yönelme; okul vandalizmi adı verilen hırsızlık, okul araç-gereçlerine zarar verme, okul zorbalığı, intihar ve okul devamsızlıklarındaki artış gibi olumsuz tutum ve davranışların giderek artmıştır. Ayrıca; gençlerin mesleki yönelimlerine uygun olan eğitsel yönlendirme hizmetlerine duyulan gereksinimlerinin arttığı görülmektedir. Çocuğun ruh sağlığının olumlu yöndeki gelişmesinin, onun okuldaki başarısı üzerindeki olumlu etkileri bilinmektedir. Bu gereksinimler, çağdaş eğitim sisteminde psikolojik danışma ve rehberlik mesleğinin hizmetlerine duyulan talebi giderek arttırmaktadır (Ültanır, 2005:104).

Son yıllarda yapılan araştırmalarda ve polis kayıtlarında üniversite ve orta öğretim kurumlarında uyuşturucu ve alkol kullanımın hızla arttığı ve bu durumun ilköğretim çağındaki öğrencilerde de görülmeye başladığı dile getirilmiştir (http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/176027.asp#BODY). Türkiye’de son yıllarda gençlerde şiddet [vandalism] ve saldırganlık davranışları, özellikle göçlerin yapıldığı bölgelerde ve büyük kentlerde giderek artmaktadır

Türkiye’de intihara girişenlerin büyük bir çoğunluğu, Avrupa’daki gibi 15-24 yaş arasıdır. Erkekler arasında intiharı gerçekleştirme, kadınlar arasında ise girişme riskinin daha yüksek olduğu görülmüştür (Ültanır, 2005:104). Dolayısıyla çocuk ve gençlerin alkol, uyuşturucu, intihar gibi durumlarla karşılaşmadan önce, yaşam mücadeleleriyle başa çıkabilmeleri için, onların erken yaşlardan itibaren aileleri, okulda öğretmenler ve psikolojik danışmanlar tarafından desteklenmeleri gerekmektedir.

Psikolojik Danışma ve Rehberliğin Tarihsel Gelişimi


Psikolojik Danışma ve Rehberlik ilk olarak, kişilerin gelişme ve sorunlarını çözebilme konularında sistematik yardım çabaları olarak Amerikan toplumunda ortaya konulmuştur. Bu hizmetler bir meslek rehberliği olarak başlamıştır. Öğrenim gören öğrencilerin bir meslek edinmekte zorlandıklarının görülmesinden sonra onların kendilerine en uygun mesleği seçerek bu mesleğe hazırlanmaları konusunda sistemli düşünülmeye başlanmıştır. Weaver, 1906 da Meslek Seçme kitabını yayınlamış, Parsons 1908’de ilk meslek bürosunu açarak 1909’da Bir Meslek Seçme adlı kitabı yayınlamıştır. 1912’de Rapids’de şehirdeki bütün okulları kapsayacak şekilde “Meslek Rehberliği Derneği” kurulmuş, 1913’de ise Amerikan “Ulusal Meslek Rehberliği Derneği” kurulmuştur. Bu dernek 1951’de şekil değiştirerek şimdiki “Amerikan Personel ve Rehberlik Derneği” (APGA) olmuştur. 1953’de Amerikan Psikoloji Cemiyeti “Psikolojik Danışma” bölümünü. Rehberlik ve Psikolojik Danışmanın tarihi incelendiğinde, bu hizmetlerin meslek seçme ve yerleştirme işlemi olarak başladığı, 1920’lerden itibaren psikolojik danışmayı vurgulayan daha klinik yönelimli bir yaklaşıma dönüştüğü görülmektedir (Hamamcı,ve arkadaşları, 2003:2).

Rehberlik kavramı 1950’li yıllarda Türk Millî Eğitim Sistemine girmiştir. Bu yıllarda Türkiye’deki eğitim sistemini incelemek üzere Amerikalılar davet edilmiş ve Amerika’ya eğitim görmek üzere Türk eğitimciler gönderilmiştir. 1953’de Talim ve Terbiye Dairesi’ne bağlı “Test ve Araştırma Bürosu” kurulmuştur. 1953-1954 öğretim yılından itibaren Gazi Eğitim Enstitüsünün Pedagoji ve Özel Eğitim Bölümlerinde “Rehberlik” ve “Rehberlik Teknikleri” okutulmaya başlanmıştır. 1954-1955 yılları arasında rehberlik konusunda kitap, broşür ve makaleler yayınlanmaya başlanmıştır. 1955 yılında Ankara’da Demirlibahçe İlkokulu’nda “Psikolojik Servis Merkezi” adlı bir “Rehberlik ve Araştırma Merkezi” açılmıştır. 2003 yılı itibariyle bu merkezlerin sayısı 128’e ulaşmıştır. 1955 yılında İstanbul’da Atatürk Kız Lisesi ve 1965 yılında Ankara’da Deneme Lisesi’nin programları rehberlik anlayışına göre hazırlanarak söz konusu okullarda rehberlik servisleri kurulmuştur. (Hamamcı,ve arkadaşları, 2003:3).

1953-1988 yılları arasında toplanan Millî Eğitim Şuraları’nda (V., VII., VIII., IX., X., XI. ve XII.) rehberlik farklı anlam ve içeriklerde de olsa ayrıntılı bir şekilde yer almıştır. 1962 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesinin Psikoloji bölümü lisans programına “Danışma Psikolojisi” dersi konulmuştur. 1965 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesinde “Eğitim Psikolojisi ve Rehberlik” bölümü oluşturularak burada lisans düzeyinde eğitime başlanmıştır (Hamamcı,ve arkadaşları, 2003:3).

1967 yılında ikinci Beş Yıllık Kalkınma Planında Milli Eğitim Bakanlığı’nca, okullarda planlı ve programlı rehberlik uygulamalarının başlatılması öngörülmüştür (Ültanır, 2005:106).

 

PSİKOLOJİK DANIŞMAN VE REHBER ÖĞRETMENLERİN İŞ YAŞAMINDA KARŞILAŞTIĞI GÜÇLÜKLER


Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri farklı kurumlarda da verilebilen hizmetler olsa da ağırlıklı olarak ülkemizde okul sisteminde yer almaktadır. Türkiye’de Psikolojik Danışmanların büyük bir kısmı ilk ve orta öğretim kurumları ve RAM(Rehberlik Araştırma Merkezi)’larda çalışmaktadır (Korkut, 2007:187).

1982 yılında çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile bir çok üniversitede eğitimde psikolojik hizmetler anabilim dalı adı altında “Psikolojik Danışma ve Rehberlik” lisans programları başlatılmış ve yüksek lisans, doktora programları genişletilmiştir Günümüzde üniversiteler Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı farklı eğitim kademelerindeki rehber öğretmen gereksinimini karşılamak üzere Rehberlik ve Psikolojik Danışma (eğitimde psikolojik hizmetler) bölümlerinde lisans düzeyinde eğitim vermektedirler. Yine pek çok üniversitede aynı alanda lisansüstü düzeyde eğitim sürdürülmektedir. Bu programlardan yılda yaklaşık 900 civarında öğrenci mezun olmaktadır. Mezun kişiler rehberlik ve araştırma merkezlerine, okullara rehber öğretmen olarak atanmaktadırlar. Çeşitli nedenlerle mezun kişilerin tümü de Milli Eğitim Bakanlığında istihdam edilmemektedir (Hamamcı,ve arkadaşları, 2003:3).

Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev yapan tüm rehber öğretmenlerin toplam sayıları 12.470’dir. Bunların yaklaşık %25’i, alan dışından gelen elemanlar olup, bu sayı mevcut okullar için yetersizdir. (Ültanır, 2005:106) Oysa rehberliğin (rehberlik ve psikolojik danışmanın) en önemli ilkelerinden biri de bu hizmetlerin alandan yetişmiş profesyonel kişiler tarafından yürütülmesi zorunluluğudur (Kepçeoğlu, 1999: 26; Kuzgun, 1992: 24; Yeşilyaprak, 2003: 17).

Alandan mezun olmayıp bu işi yapan kişilerin sayı olarak fazla olması, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin kalitesini düşürmekte ve en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır (Hamamcı,ve arkadaşları, 2003:3). Çünkü alan dışından mezun olanların okullardaki yanlış ve zarar veren uygulamaları veliler, öğretmenler, öğrenciler ve okul öneticilerinde olumsuz bir rehberlik algısı oluşturmaktadır. Dolayısıyla kuruma yeni gelen Psikolojik Danışmanların bu olumsuz imajı silmek için çaba sarf etmekte ve yönetici-öğretmenlerle rehberliğe ilişkin ortak bir dil geliştirmede zorlanmaktadırlar.

Ülkemizdeki özel eğitim, ilk ve orta öğretim kurumlarının sayısı 42.897, öğrenci sayısı 13.042.247, psikolojik danışman sayısı ise 12.470’dır. Böylece bakıldığında 2004-2005 öğretim yılı için tüm Türkiye göz önüne alındığında bir psikolojik danışmana düşen öğrenci sayısı binin üzerindedir. Bu da psikolojik danışmanların ilgilenmesi gereken kişi sayısının fazlalığı konusunda bir fikir vermektedir (Korkut, 2007:188), (http://okulog.com/turkiyedeki-okul-ogretmen-ogrenci-sayisi.html) Gelişmiş ülkelerdeki okullar incelendiğinde bu oran her rehber öğretmene düşen öğrenci sayısı ortalama 100-150 dir. Ayrıca ülkemizdeki pek çok okulun öğrenci sayısı 2.000’in üzerindedir ve bu okullarda tek rehber öğretmen bulunmaktadır. Bu öğrenci sayıları dikkate alındığında Rehber Öğretmenler okuldaki her öğrenciye ulaşmada güçlük yaşamakta; çoğunlukla kriz durumlarına, problem davranış gösteren öğrencilere odaklanabilmektedirler.

Okulların çoğunda çiftli öğretimin yapılıyor olması da rehberlik çalışmalarını engellemektedir. Çünkü Psikolojik Danışmanlar sabahçı öğrencilerle üç saat ve öğlenci öğrencilerle de üç saat çalışabilmekte ve bu süre içersinde öğrencilerle yeterince ilgilenememektedir. (Kepçeoğlu, 1997:271)

Psikolojik danışmanların iş hayatında yaşadıkları önemli güçlükler arasında okulda rehberlik servislerinin olmaması, bazı okullarda psikolojik danışmanların müdür yardımcılarıyla aynı odaları paylaşıyor olmaları, bazı okullarda bilgisayarı, telefonu, test malzemeleri, kırtasiye malzemeleri olmayan, sandalyeleri yetersiz, mutfaktan, depodan bozma, dönüştürülmüş merdiven altı rehberlik servislerinin olmasıdır. Profesyonel bir Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmeti için donanımlı bir rehberlik servisi elzemdir (Kepçeoğlu, 1997:266, Hatunoğlu, 2006:336).

Okul yöneticilerinin, rehberlik hizmetinin sınırlarının ne olduğu ve hatta rehberlik psikolojik danışmanlığın ne anlama geldiği bilmedikleri, (Erdoğan, 2008:195), rehberlik hizmetlerine olumsuz bakış açısı, yönetici ve öğretmenlerin rehberlik faaliyetlerini angarya iş olarak görmeleri Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin verimliliğini olumsuz olarak etkilemektedir. (Hamamcı,ve arkadaşları, 2003:4, Hatunoğlu, 2006:336, Owen, 2008:211, Kepçeoğlu, 1997:266).

Okul psikolojik danışmanlığı işlevlerinin öğrenci temelli olduğu söylense de idarecilerin psikolojik danışmanları; salonu, koridorları, tuvaleti gözetim altında tutmak, nöbet tutmak, sınavlarda gözetmenlik, boş geçen derslere girmek gibi alanları dışındaki işlere yöneltmesi sonucunda  öğrencilerin psikolojik danışmanı otoriter, kuralcı, problem arayan, idareci olarak algılamalarına neden olmakta, bu da sağlıklı bir rehber öğretmen-öğrenci etkileşimini olumsuz etkilemektedir. (Hatunoğlu, 2006:336, Owen, 2008:211).

Rehber öğretmenlerin okul idaresi ve sınıf rehber öğretmenlerinden problemli davranışlar sergileyen öğrencilerle birlikte çalışma, rehberlik faaliyetlerinin uygulanması, okul-aile arasında yaşanan sorunların çözümünde yeterli yardım ve desteği alamaması rehber öğretmenin iş hayatında güçlük yaşamasına neden olmaktadır.

Sınıf öğretmenin, sınıfında akademik düzeyde sorun yaşayan öğrencisini rehberlik servisine yönlendirmesinde de güçlük yaşanmaktadır. Çünkü öğretmen öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencisini servise yönlendirdiğinde öğrencinin kaynaştırma raporu alabileceği, dolayısıyla bu örencinin sınıfta bırakılmasının zor olacağı veya kaynaştırma raporu alan öğrenciye BEP (Bireyselleştirilmiş Eğitim-Öğretim Planı) hazırlanması zorunluluğu doğacağından öğretmen, öğrencisini rehberlik servisine yönlendirmemektedir. Böyle olduğunda -eğer aile doğrudan rehberlik servisinde yardım istemezse- okuma yazma bilmeyen öğrenciler 6. sınıfta fark edilmektedir. Okuma yazma bilmeyen, ya da akademik başarısı yaşıtlarından çok geride olan ergen öğrenciler okulda disiplin kurallarını ihlal etmekte, çevresine ve okula zarar vermektedir. 

Rehberlik saatinin sınıf rehber öğretmenleri tarafından sağlıklı ve amacına uygun değerlendirilmemesi ve bu saatteki rehberlik programının dışına çıkılıp öğretmenlerin bu saatte farklı etkinlikler yapması, matematik, fen vb. dersler işlemesi sonucunda okulda sağlıklı bir rehberlik kültürünün oluşmasına engel olmaktadır. Dolayısıyla öğrenciler de rehberliği öğretmenlerin yaklaşımı nedeniyle angarya, faydasız olarak görmektedirler (Hatunoğlu, 2006:336).

Rehberlik servislerine öğrenciler genellikle iki şekilde gelir; ya gönüllü olarak ya da veli, öğretmen veya okul yönetimi zoruyla. Öğrencinin rehberlik servisine okul yönetimi ya da öğretmenler tarafından bir ceza olarak gönderilmesi danışmanlık sürecine zarar vermektedir. Genellikle öğrencinin servise olumsuz bir davranıştan sonra gönderilmesi ve yönetici, öğretmen ve velinin anlayışına göre “Rehberlik Servisine zeka engeli olanlar, okuma yazma bilmeyenler, problemli öğrenciler gider” algısı öğrenciyi servisten uzak tutmakta, sağlıklı ve gönüllüğe dayanan bir iletişim kurulmasına engel olmaktadır (Hatunoğlu, 2006:336, Kepçeoğlu, 1997:266)

Veli, yönetici ve öğretmenin “Rehberlik Servisi’ne problemli olanla gider” algısı ve Rehber öğretmenin, mesaisinin büyük bir kısmını davranış bozukluğu gösteren öğrencilere ayırması nedeniyle öğrenciler genellikle rehberlik servisine gönüllü olarak gitmek istememektedir. Eğer servise gitmek istiyorsa arkadaşlarına görünmeden, gizlice servise başvuruyor. Çünkü rehberlik servisine gittiğinde arkadaşlarının kendisiyle alay edeceğini düşünüyorlar.

Veli, öğretmen ve okul yönetiminin psikolojik danışmandan beklentilerinin çok yüksek olması da psikolojik danışmanı iş hayatında zorlamaktadır. Davranış bozukluğu nedeniyle rehberlik servisine yönlendirilen öğrencilerin bir en fazla iki görüşmeden sonra düzelmesinin beklenmesi gerçekçi değildir. Okulda ancak yönetici, veli, öğretmen, öğrenci ve psikolojik danışmanın işbirliğiyle problemler çözüme kavuşabilir; psikolojik danışmanın elinde sihirli değnek yoktur.

Rehber öğretmenlerin çalıştığı pek çok okulun öğrencilerinin sosyo-kültürel düzeyi çok düşük olması nedeniyle bu bölgelerde sokakta çalışan çocuk sayısının fazla olması, ensest vakalar, aile içi şiddet, istismar ve intihar vakaları, hırsızlık, evden kaçma, çeteleşmeler, alkol ve uyuşturucu kullanımı vb. gibi adli vakaların sayılarının çokluğu ve bu konuda rehber öğretmenlerin teori ve uygulama yetersizliği onları güç duruma sokmaktadır. 

Yoğun göç alan bölgelerdeki (özellikle Doğ-Güneydoğu Anadolu bölgelerinden) okullarda çalışan psikolojik danışmanlar özellikle cinsel taciz ve ensest vakalarda ne yapacağı konusunda bocalama yaşamaktadırlar. Çünkü ensest vaka yada cinsel taciz iddiasıyla gelen öğrenciyle yapılan çalışmalarda gizlilik ilkesi geçerli değildir. Fakat bu bilgiler öğrencinin velisiyle paylaşıldığında ya da adli makamlar ile işbirliğine girildiğinde olay açığa çıkmış olacaktır. Özellikle bu bölgelerdeki töre cinayetleri, namus davaları irdelendiğinde danışanın can güvenliği sorunu ortaya çıkacaktır. Çünkü bu bölgelerde namus ve ailenin birliği mefhumu çok önemlidir; açığa çıkan ensest vaka yada cinssel taciz ailenin birliğini bozacağından danışanın can güvenliği tehlikeye girmiş olacaktır.

Yapılan araştırmalarda Psikolojik Danışmanların lisans eğitiminde teorik açıdan yeterince bilgiyle donanmalarına karşın; Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümlerinde yeterince uygulamaya yer verilmemesi, bireysel ve gurupla danışma teknikleri konusunda deneyim kazanmamış olmaları, alanla ilgili pek çok test hakkında teorik eğitim almalarına karşın bu konularda yeterince uygulama yapılmaması nedeniyle  psikolojik danışmanlar okullara geldiklerinde zorluk yaşamakta, kitaplarda anlatılanlar ile  gerçekte olanlar arasında ciddi farklılıklar gözlemlemektedirler (Hamamcı,ve ark., 2003:7, Hatunoğlu, 2006:337).

RAM’larda çalışan rehber öğretmenler, çalıştıkları kurumlarda sadece test yaptıkları (günde ortalama 2-3 vaka), bu durumun kendilerine mesleki bilgilerini uygulama fırsatı vermediğinden, monoton bir iş hayatı sürdüklerinden mesleki tatmin yaşamakta zorlanırlar, bu durum da onların iş performanslarını olumsuz etkilemektedir. Aynı şekilde İşitme engelliler okullarında çalışan rehber öğretmenler de iş doyumu yaşayamadıklarını; çünkü öğrenciyle iletişim kurmakta zorlandıklarını bunun için işaret dili kurslarına giderek eğitim aldıklarını belirtmektedirler

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanından mezun olan uzmanlar nitelikli olarak yetişmediklerini düşündüklerinden maaşlarının önemli bir kısmını özel kurslardan eğitim almak için harcamaktadırlar.

SBS sisteminin öğrencileri sanki bir yarış atına dönüştürüyor 6, 7 ve 8. sınıflarda geleceği için önemli sınavlara girecek olan öğrenciler daha 4. sınıfta iken dershanelere gitmeye başlıyorlar. Oyun çağındaki çocukların kişisel ve bedensel gelişimleri, sosyal gelişimleri çok önemli olmasına karşılık SBS sitemi çocuklara bu fırsatı yeterince vermiyor. Ayrıca SBS’de  müzik, resim, beden gibi derslerden soru çıkmaması nedeniyle öğrenciler bu derslere önem vermiyor, sorumluluklarını yerine getirmiyorlar. SBS sistemi Öğretimi ölçtüğünden ister istemez öğrenciler ve hatta öğretmenler de eğitimi ikinci plana itmiş durumdalar. Bu da okullarda disiplin sorunlarının oluşmasına önemli katkı yapmıştır.

Rehberlik servisine yönlendirilen yada kendi isteği ile gelen öğrencilerden bazıları bir psikiyatris, çocuk nöroloğu ve terapist gibi uzmanlara yönlendirilmesi gerekebilir. Bu durumlarda ekonomik yetersizliği olan aileler ancak devlet hastanelerinden destek alabilir; fakat kendilerine sıra gelmesi için yaklaşık 4-5 ay beklemek zorundadırlar. Veya SHÇEK le yapılan yazışmalar ve yönlendirmelerin sonuçlanması ayları almaktadır.  Bu da psikolojik danışmanın elini kolunu bağlamaktadır.

Devlet okullarının çoğunda spor salonu, yeterli açık alan, sosyal etkinlikler için uygun ortamlar bulunmamaktadır. Özellikle ergenlik çağındaki gençlerin enerjilerini atabilecekleri, deşarj olabilecekleri ortamların yetersiz olması özellikle kalabalık mevcutlu okullarda şiddet olaylarının sık görülmesine neden olmaktadır. Öğrenci kavgalarının, disiplin sorunlarının yoğun olduğu okullarda rehber öğretmenin diğer işleri büyük ölçüde aksar.

Sonuç olarak Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetleri eğitim sisteminde tam anlamıyla hak ettiği konumda ve önemde görülmemektedir. Bununla Birlikte özellikle son 10 yıl içersinde hızla olumluya doğru bir yönelim vardır, bu da umut vericidir.
 
 

KAYNAKÇA


Erdoğan, İrfan. Eğitim ve Okul Yönetimi. Alfa Yayınları. İstanbul:2008

Hatunoğlu, Aşkım. Hatunoğlu, Yavuz. “Okullarda Verilen Rehberlik Hizmetlerinin Problem Alanları”. Kastamonu Eğitim Dergisi. Cilt:14, sayı1. 2006

Hamamcı, Zeynep. Murat, Mehmet ve Çoban, Esen. “Gaziantepteki Okullarda Çalışan Psikolojik Danışmanların Mesleki Sorunlarının İncelenmesi”.  XIII. Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi. Malatya: 2004

Kepçeoğlu, Muharrem. Psikolojik Danışma ve Rehberlik. Başak Ofset. İstanbul:1997

Korkut, Fidan. “Psikolojik Danışmanlarının Mesleki Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık İle İlgili Düşünceleri ve Uygulamaları”. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. Sayı:32. 2007

Kuzgun, Yıldız. Rehberlik ve Psikolojik Danışma. ÖSYM yayınları. Ankara: 1992

Owen, Fidan Korkut. Owen, Dean W. “Okul Psikolojik Danışmanlarının Rol ve İşlevleri: Yöneticiler ve Psikolojik Danışmanların Görüşleri”. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi. Cilt:41, sayı:1. 2008

Ültanır, Emel. “Türkiye’de Rehberlik ve Psikolojik Danışma Mesleği ve Psikolojik Danışman Eğitimi”.  Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. Cilt:1, sayı:1. 2005

Yeşilyaprak, Binnur. Eğitimde Rehberlik Hizmetleri. Nobel Yayınları. Ankara:2003

http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/176027.asp#BODY. “Uyuşturucu ile mücadelede ailenin dikkat etmesi gerekenler”

http://okulog.com/turkiyedeki-okul-ogretmen-ogrenci-sayisi.html. “Türkiye’deki Okul, Öğretmen, Öğrenci Sayısı”







Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Şubat 2012 Devlet kurumlarında Çalışan Psikolojik Danışmanların Yaşadığı Mesleki Güçlükler
    Custom Search
    https://media.go2speed.org/brand/files/reklamaction/2944/20141002180235-336280.jpg

    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    İçerikler bilgilendirmek içindir. İçeriğin doğruluğu için her türlü özen gösterilmekle birlikte olası hatalardan site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz. İletişim: egitimekrani@gmail.com Yandex.Metrica
    19300 µs